HAMİLELİKTE BESLENME
Yazan: trojan 01 Nisan 2010
Kategori: Kadın Sağlığı Hamilelik
Yemeklerinizi az az ve sık sık yiyin. Sebzelerin ve kuru baklagillerin haşlama sularını dökmeyin. Yemeklerinizde iyotlu tuz kullanın. Yüksek tansiyon sorununuz varsa, yemekleri tuzsuz yada az tuzlu hazırlayın. Besinleri satın alırken, taze olmalarını tercih edin. Konserve, dondurulmuş besinler ve hazır besinler yerine taze ve doğal besinler seçmeye özen gösterin. Besinlerinizde çeşitlilik, denge ve ölçü sağlamaya çalışın. Günde 8-10 bardak su içmeye gayret edin. Kemik sağlınız açısından, D vitamini ihtiyacınızı düzenli olarak güneşlenerek karşılayın. Sabah yada öğleden sonra güneşini günde 15 dakika; el, yüz ve kol bölgenize doğrudan gelecek şekilde değerlendirin. Bu yolla aldığınız D vitamini, tüm gereksiniminizi karşılamaya yetecektir. Her gün düzenli olarak yürüyüş yapmaya çalışın. Yemeklerinizde zeytinyağı kullanmaya çalışın. Margarin, iç yağı ve kuyruk yağı vb. kullanmayın. Etle pişirilen yemeklere ayrıca yağ ilave etmeyin. İçeriği, nerede ve nasıl üretildiği bilinmeyen ve içindekiler listesi ambalajında yer almayan besinleri tüketmeyin. Posa içeren besinleri ihmal etmeyin. Taze sebze ve meyveler, öğütülmemiş taneli tahıllar, kuru baklagiller posa içeren ve çok sağlıklı besinlerdir. Sigara ve alkol kullanmayın. Sigara içilen ortamlardan uzak durun. Pasif içicilik bile bebeğinizde kalıcı hasarlara neden olabilir.
KADINLARDA SAÇ SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ
Yazan: trojan 04 Şubat 2010
Kategori: Kadın Sağlığı Hamilelik
AŞIRI YAĞLANMA
Saçta yağlılık yaşa,cinsiyete ve kişinin genetik yapısına bağlıdır.Ergenlik döneminde artmaya başlayan yağ salgısı gençlik yılları boyunca devam eder.Azda olsa yağlı beslenmenin de yağlanmada etkisi vardır.Saçların dökülme döneminde de yağlılığın arttığı gözlenir burada asıl etken yağ salgısının artmasından çok saçlar azalırken yağ hücreleri azalmadığı için her saç teline düşen yağ miktarı artmakta ve saç yağlı görünmektedir.Yağlı saçlar için üretilmiş şampuanların kullanılması yeterlidir.
CANSIZLAŞMA
Özellikle stres ve yoğun rejim dönemlerinde vitamin ve mineral eksikliği, güneş, klorlu su, aşırı sıcak uygulama gibi dış etkenler, çeşitli hastalıklar ve hormonal değişiklikler gibi pek çok sebeple saçlar canlılığını kaybedebilir. Saçlarda cansızlaşma görüldüğünde bu sebepler araştırılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır. Net bir sebep bulunamıyorsa uzmanın fikri alınmalı ve bilimsel araştırmalar yapılmalıdır.
KABARMA-ELEKTİRİKLENME
Saçların kabarması çoğunlukla statik elektriklenmeden kaynaklanmaktadır ama saç teli kalınlığı, saçın sıklığı, saçın çıkış açısı, yıkama suyunun sertliği ve kullanılan şampuan gibi birçok faktörde etkili olabilmektedir.Yapılacak en güzel şey bu konuda etkili bir şampuan ve saç kremi kullanmaktır.(İlker Yavrutürk Kuaför salonumuzda en çok karşılaştığımız soru)
KEPEKLENME
Cilt 7 kattan oluşan ve sürekli olarak alttan yenisi geldikçe en üstteki dökülen aktif bir organdır ve vücudun her tarafında böyledir.Cildin bu yenilenmesi en üstteki tabakanın daha büyük parçalar halinde olduğunda kepek olarak karşımıza çıkar.Yeterince sık yıkanmaması ve yetersiz durulama kepeklenmeyi artıran faktörlerdir.Uygun kepek önleyici bir şampuan genellikle yeterli olmaktadır.
Kepek oluşumuna sebep olan diğer bir sebep saçlı deride mantar oluşmasıdır bu durumda farklı bir tedavi gerekebilir bunun için dermatoloji uzmanına muayene olmak en uygun davranış olacaktır. Kepek problemi olan kişide saç derisi dışında kaş, şakak, alın gibi bölgelerde kızarıklıkla birlikte oluşan kepeğimsi döküntüler varsa, bu kişinin kepekten ayrı bir problemi olabileceğinden doktora başvurması doğru olur.
KIRILMA
Saçınız nemli halde iken geniş dişli bir tarak kullanarak saçınızı tarayın. Tarama hafif hareketlerle uçlardan başlayıp açıldıkça yukarı doğru çıkarak yapılmalıdır. Bu şekilde saçlarınızı kırıklardan korursunuz. Geniş dişli, diş aralıkları açık ve saçın takılabileceği pürüzler olmayan tarak tercih edilmelidir. Fırça tercih ederken baş derinizi çizmeyecek şekilde kıl uçları yuvarlatılmış olanları tercih ediniz. Fırça kullanırken saçlarınızı yıpratacak sert hareketlerden kaçınmanız tavsiye edilir. Saçlarınızı önce uygun bir tarak yardımı ile tarayıp açtıktan sonra gerekiyorsa fırçalayınız.Yada SAlonumuzda uyguladığımız Sıcak Maks ile Saç uçlarınızı kestirin kurtulun….
KURULUK
Saçlarda kuruluk yapısal bir sorundur.Yağ salgısının azaldığı durumda ortaya çıkar.Sabun sık görülen kurutma sebeplerindendir.Kuru saçlara uygun şampuan ve saç kremleri kullanılmalıdır. Ayrıca saçları besleyici maskeler uygulanabilir.
KAŞINTI
Saçlı deride kaşıntı yapan birçok faktör vardır bunlar; mantar, kıl dibi iltihapları, sivilce, kepek, aşırı yağlılık,kuruluk,yıkama sıklığı(çok sık veya çok seyrek),kullanılan ürünlere hassasiyet,allerji olabilir. Sebep bulunabiliyorsa önlenmeli veya dermatoloji uzmanının görüşü alınmalıdır.
MATLAŞMA
Saç parlaklığı ışığı yansıtan dış yüzeyinin pürüzsüzlüğüne bağlı olarak değişir.Saç telini yıpratan güneş ışığı,rüzgar,duman ve toz gibi çevresel faktörler matlığın en önemli sebepleridir.Ayrıca boya,röfle, perma gibi kimyasal madde kullanılarak yapılan işlemler sonucunda yıpranır ve parlaklığını kaybeder.Matlıktan korunmak için gerekenler yapılmalı kurtulmak içinde uygun şampuan kullanılmalıdır.
KADINLARDA KRONİK YORGUNLUK
Yazan: trojan 31 Ocak 2010
Kategori: Kadın Sağlığı Hamilelik
Kronik yorgunluk sendromu; sersemlik hissi, çarpıntı, şişkinlik, sinirlilik, huzursuzluk hissi, kilo kaybı gibi belirtiler gösterir ki bunlar, kolaylıkla gerginliğe bağlanabilecek belirtilerdir. Kronik yorgunluk sendromunun nedenleri arasında, gerginlik doğrudan anılmasa da, dolaylı olarak kronik yorgunluğun bir nedenidir ve çözüm önerilerinde, “stresle baş etmenin önemi” daima vurgulanır. Bunun yanında, sendromun, depresyon ve kaygı bozukluklarıyla karıştırılmaması gerekir.
Kronik yorgunluk sendromu, metabolik sendrom, tükenmişlik sendromu gibi farklı disiplinlerce tanımlanmış sendromların ortak özelliği, ısrarla günlük hayatımıza ve yaşam biçimimize vurgu yapmalarıdır.
Kronik yorgunluk sendromu için, stresle baş etmenin yolları, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni ile ilgili öneriler verilir. Metabolik sendromun, yeme alışkanlığı, günlük hareket ve fiziksel aktivite alışkanlıkları nedeniyle çağdaş yaşama biçiminin bir parçası olduğu ileri sürülür. Tükenmişlik sendromu, profesyonel hayatın doğurduğu yorgunluk ve hayal kırıklıklarıyla ilişkili bir durum olarak tarif edilebilir. Bu sendromların, genellikle iyi eğitimli, gelir düzeyi ortanın üzerinde, çalışan kesimde sıklıkla görülen sendromlar olduğu vurgulanır.
Çağdaş yaşam koşulları, insanda, sendromların da ötesinde, panik ataklar, depresyon, reflü, esansiyel hipertansiyon, fibromiyalji gibi hastalıkların doğmasına neden oluyor. Sorgulanamaz olarak benimsediğiniz hayat koşulları, yoğun iş baskısı, uzun çalışma saatleri, mesailer, “mükemmeliyetçilik”, ikili ilişkilerdeki esnetilemeyen beklentiler, kişisel zaman ya da kişisel merakların tamamen anlamsız, gereksiz hatta tehlikeli algılanması, çağdaş yaşamın sürekli yorgunluk yaratan nedenleridir.
Kendinizi geliştirin, zihninizi boşaltmaya yönelik egzersizler; yoga ve meditasyon yapın. Günde 12 saat çalışan biriyseniz, egzersiz yapmak, sizi dinlendirecektir. Bunun, dengeli bir yaşam tarzı haline gelmesini beklemek ne kadar gerçekçi olmaktan uzaksa, içinde bulunduğunuz durumun yarattığı fiziksel ve ruhsal belirtileri bir hastalık olarak algılayıp, buna tedaviyle çözüm arayabilirsiniz.
Gerçekçi olansa, yaşamınızı, zaman içinde şekillendirdiğiniz bir bütün olarak kavrayıp, vücudunuzda ve duygularınızda ortaya çıkan olumlu ve olumsuz belirtileri, yaşamınızın göstergeleri olarak benimsemeniz olacaktır. Bu göstergeler, size, yaşamınızda nelerin fazla ve nelerin eksik olduğunu hatırlatmak için var ve bunlara kulak vererek hayatınıza yön verdiğinizde, gerçekten ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek dengeli bir hayat sürebilirsiniz.
Yorgunluğun pek çok sebebi olabilir. Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (Hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında, yorgunluk bazen ilk işarettir. Diyetisyen Yeşim Çelik: “Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren streslerin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda oluşabilir. Alkol-sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcıların ve bazı ilaçların yorgunluk yapabildikleri, daha da önemlisi beslenme yanlışlarının, yorgunluğun başlıca nedenlerinden olduğu biliniyor.” diyor.
Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından biridir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural, kendinizi zinde hissetmenizi sağlar.
Yorgunluğun temel nedeni, demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için; haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketmeniz gerekir. Haftada 2-3 kez kırmızı et tüketmeniz ve yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren besinlerle de (Sebze-meyve) bunu desteklemeniz gerekir. Ayrıca, çok koyu çay ve kahve tüketimi, demir emilimini azalttığından, yemekten hemen sonra tüketmeniz önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksek olduğu için, ara öğünlerde kan şekerinizi dengelemesi açısından tüketmenizde fayda var.

