KADINLARDA KRONİK YORGUNLUK
Yazan: trojan 31 Ocak 2010
Kategori: Kadın Sağlığı Hamilelik
Kronik yorgunluk sendromu; sersemlik hissi, çarpıntı, şişkinlik, sinirlilik, huzursuzluk hissi, kilo kaybı gibi belirtiler gösterir ki bunlar, kolaylıkla gerginliğe bağlanabilecek belirtilerdir. Kronik yorgunluk sendromunun nedenleri arasında, gerginlik doğrudan anılmasa da, dolaylı olarak kronik yorgunluğun bir nedenidir ve çözüm önerilerinde, “stresle baş etmenin önemi” daima vurgulanır. Bunun yanında, sendromun, depresyon ve kaygı bozukluklarıyla karıştırılmaması gerekir.
Kronik yorgunluk sendromu, metabolik sendrom, tükenmişlik sendromu gibi farklı disiplinlerce tanımlanmış sendromların ortak özelliği, ısrarla günlük hayatımıza ve yaşam biçimimize vurgu yapmalarıdır.
Kronik yorgunluk sendromu için, stresle baş etmenin yolları, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni ile ilgili öneriler verilir. Metabolik sendromun, yeme alışkanlığı, günlük hareket ve fiziksel aktivite alışkanlıkları nedeniyle çağdaş yaşama biçiminin bir parçası olduğu ileri sürülür. Tükenmişlik sendromu, profesyonel hayatın doğurduğu yorgunluk ve hayal kırıklıklarıyla ilişkili bir durum olarak tarif edilebilir. Bu sendromların, genellikle iyi eğitimli, gelir düzeyi ortanın üzerinde, çalışan kesimde sıklıkla görülen sendromlar olduğu vurgulanır.
Çağdaş yaşam koşulları, insanda, sendromların da ötesinde, panik ataklar, depresyon, reflü, esansiyel hipertansiyon, fibromiyalji gibi hastalıkların doğmasına neden oluyor. Sorgulanamaz olarak benimsediğiniz hayat koşulları, yoğun iş baskısı, uzun çalışma saatleri, mesailer, “mükemmeliyetçilik”, ikili ilişkilerdeki esnetilemeyen beklentiler, kişisel zaman ya da kişisel merakların tamamen anlamsız, gereksiz hatta tehlikeli algılanması, çağdaş yaşamın sürekli yorgunluk yaratan nedenleridir.
Kendinizi geliştirin, zihninizi boşaltmaya yönelik egzersizler; yoga ve meditasyon yapın. Günde 12 saat çalışan biriyseniz, egzersiz yapmak, sizi dinlendirecektir. Bunun, dengeli bir yaşam tarzı haline gelmesini beklemek ne kadar gerçekçi olmaktan uzaksa, içinde bulunduğunuz durumun yarattığı fiziksel ve ruhsal belirtileri bir hastalık olarak algılayıp, buna tedaviyle çözüm arayabilirsiniz.
Gerçekçi olansa, yaşamınızı, zaman içinde şekillendirdiğiniz bir bütün olarak kavrayıp, vücudunuzda ve duygularınızda ortaya çıkan olumlu ve olumsuz belirtileri, yaşamınızın göstergeleri olarak benimsemeniz olacaktır. Bu göstergeler, size, yaşamınızda nelerin fazla ve nelerin eksik olduğunu hatırlatmak için var ve bunlara kulak vererek hayatınıza yön verdiğinizde, gerçekten ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek dengeli bir hayat sürebilirsiniz.
Yorgunluğun pek çok sebebi olabilir. Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (Hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında, yorgunluk bazen ilk işarettir. Diyetisyen Yeşim Çelik: “Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren streslerin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda oluşabilir. Alkol-sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcıların ve bazı ilaçların yorgunluk yapabildikleri, daha da önemlisi beslenme yanlışlarının, yorgunluğun başlıca nedenlerinden olduğu biliniyor.” diyor.
Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından biridir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural, kendinizi zinde hissetmenizi sağlar.
Yorgunluğun temel nedeni, demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için; haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketmeniz gerekir. Haftada 2-3 kez kırmızı et tüketmeniz ve yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren besinlerle de (Sebze-meyve) bunu desteklemeniz gerekir. Ayrıca, çok koyu çay ve kahve tüketimi, demir emilimini azalttığından, yemekten hemen sonra tüketmeniz önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksek olduğu için, ara öğünlerde kan şekerinizi dengelemesi açısından tüketmenizde fayda var.
ZEYTİNYAĞLI YER ELMASI
Yazan: trojan 28 Ocak 2010
Kategori: Zeytinyağlılar

MALZEMELER
1/2 kg. yer elması
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1/2 limon suyu
1 adet kuru soğan
3 diş sarımsak
1 adet havuç
Tuz, dereotu
Bir kasede limonlu su hazırlayın ve yerelmalarını soyarak bu suya atın. Limonlu su yerelmalarının kararmasını önleyecektir. Soğanı ve sarısağı ince ince kıyın, havucu dilimleyin, hepsini zeytinyağında bir süre kavurun. Limonlu suda bekleyen yerelmalarını yıkayın ve irice doğrayın ve bir tencereye koyun. Limon suyunu da ekleyip sonra kapağı kapatın ve kısık ateşte pişmeye bırakın. Kendi suyu yeterli gelmezse yarım çay bardağı su ekleyebilirsiniz. Tuzunu ekleyin, pirinçler piştiğinde ocaktan alın. Üzerine dereotu serperek ılık olarak servis yapın.
KADINLARDA OBEZİTE
Yazan: trojan 27 Ocak 2010
Kategori: Beslenme Diyet, Kadın Sağlığı Hamilelik
Ev hanımlarının kilo alma nedenleri:
Mutfakta geçirilen sürenin uzunluğu ve bu sırada yapılan sık atıştırmalar.
Her gün yapılan 5 çaylarında yenilen yüksek yağ ve şeker içeren kek, pasta, börek ve diğer hamur işleri.
Kabul günlerinde bayanların adeta birbirleriyle yarışırcasına hazırladıkları çok çeşitli ve bol kalorili besinler.
Gelişen teknoloji sayesinde ev işlerinin büyük çoğunluğunun makineler aracılığı ile gerçekleştirilmesi.
Fiziksel aktivitenin yetersizliği:
Yapılan araştırmalarda beslenme ve egzersiz bilinç düzeyinin yetersiz olması, fiziksel aktivite olanaklarının kısıtlı olması ve eğitim, sosyoekonomik durum gibi nedenlere bağlı olarak obezitenin ev hanımlarında %31 oranında görüldüğü saptanmıştır. Obezitenin daha çok görülmesi hipertansiyon, kan yağlarında artış, şeker hastalığında artış ve kalp hastalıklarında artış gibi problemleri de beraberinde getirdiği için toplum sağlığının korunmasında oldukça önemli bir yere sahip olan yeterli ve dengeli beslenme konusunda ev hanımlarının muhakkak bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Beslenme önerileri:
Kabul günleri kilo almak için büyük etkendir. Böyle günlerde sanki kadınlar arasında bir rekabet oluşur ve bir yemek hazırlama yarışına girilir. Halbuki daha az kalorili ve daha lezzetli menüler hazırlamak mümkündür. Ağır hamur tatlıları yerine dondurma, az şekerli sütlü tatlılar ve meyve tatlılarını, pasta ve kızartmalar yerine az yağ ile hazırlanmış börek ve poğaçaları, taze meyve ve mayonezli ve bol yağlı salatalar yerine bol yeşillikli vitamin deposu salataları, taze meyveleri, şekerli ve asitli içecekler yerine ayran, taze sıkılmış meyve sularını ve bitki çaylarını tercih etmek hem alınan fazladan kalorileri azaltır hem de sağlığa olumlu katkı sağlar.
Yemek yeme hızı çok önemlidir. Yemekleri yavaş yavaş yemek, iyi çiğnemek, küçük lokmalar halinde yemek hem sindirime yardımcı olup gaz ve hazımsızlığı önler hem de tokluğun daha kısa sürede oluşmasına yardım eder.
Yemek hazırlama ve pişirme esnasında doğru yöntemlerin kullanılması alınacak gereksiz kalorileri önleyecektir. Örneğin, etli yemeklere ekstra yağ ilavesine gerek yoktur, sebze ve zeytinyağlılara eklenen yağ miktarı azaltılıp, baharatlarla yemekler lezzetlendirilebilir. Et ve ürünlerinde yağsız olanlar, süt ve ürünlerinde ise yağsız veya yarım yağlı olanlar tercih edilebilir.
Yemek servisinin uygun porsiyonlarla yapılması hem yiyecek israfını önler hem de kalan yemekleri bitirme gayretiyle gereğinden fazla besin tüketimi ile fazladan alınan enerjiyi azaltır.
Yapılan fiziksel aktivite miktarı artırılmalıdır. Haftanın en az 3 günü düzenli olarak en az 30 dakika süre ile yürüyüş, yüzme gibi egzersizler yapılarak hem kilo verilmesi sağlanır hem de kilo alımları engellenir. Egzersiz fazladan enerji alımını kısıtlayacağı gibi, sağlığı geliştirmeye de yardımcıdır.

